İçeriğe geç

Sabancı Üniversitesi İPM raporu: 2036'da kömürden çıkışla net sıfıra giden yol ve 265 milyar dolarlık ek yatırım

İPM'nin karbonsuzlaşma raporunun açıklandığı toplantıdan bir kare

İstanbul Politikalar Merkezi'nin karbonsuzlaşma raporuna göre Türkiye, planlı bir stratejiyle sera gazı emisyonlarını 2035'te 2021'e göre yüzde 35 azaltarak 370 milyon tona indirebilir.

Sabancı Üniversitesi İstanbul Politikalar Merkezi (İPM), “Türkiye'nin Karbonsuzlaşma Yol Haritası: 2053'te Net Sıfıra Doğru” raporunu düzenlediği bir toplantıyla açıkladı. Rapora göre Türkiye, kömürden 2036'ya kadar kademeli olarak çıkar ve yenilenebilir enerji kurulumunu hızlandırırsa sera gazı emisyonlarını 2035'te 2021'e göre yüzde 35 azaltarak 370 milyon tona indirebilir; bu, emisyonların 2010 düzeyine gerilemesi demek.

Raporun zamanlaması önemli. Paris Anlaşması'yla 2021'de 2053 net sıfır hedefini açıklayan Türkiye, 2022'de güncellediği Ulusal Katkı Beyanı'nda (NDC) emisyonlarda yüzde 41 artıştan azaltım hedefi vermişti. Rapor bu hedefin net sıfırla uyumlu olmadığını ve sektörlerde bir azaltım patikası oluşturmadığını belirtiyor; Türkiye'nin Birleşmiş Milletler'e sunacağı yeni NDC için bilimsel bir dayanak ve 2035 ara hedefi öneriyor. İPM İklim Değişikliği Çalışmaları Koordinatörü Dr. Ümit Şahin'e göre yeni NDC'nin net sıfırla uyumlu olması için 2021'in emisyonların zirve yılı olarak kalması ve azaltımın 2025'ten itibaren hızlanması gerekiyor.

Çalışma, ekonominin ilgili bütün sektörlerini (elektrik, sanayi, binalar, ulaştırma, tarım, atık) ve bütün sera gazlarını ele alarak 2025–2053 dönemi için iki senaryoyu karşılaştırıyor. Referans senaryo, bugünkü gidişin ek bir iklim politikası olmadan sürdüğünü varsayıyor. Net Sıfır senaryosu ise yenilenebilir enerjiye ve elektrikli araçlara hızlı geçişi, kömürden kademeli çıkışı, sanayide teknoloji dönüşümünü ve binalarda elektrifikasyonu içeriyor. Bu senaryoda toplam emisyonlar 2053'e kadar yüzde 61, yani yılda ortalama yaklaşık yüzde 3 azalıyor; karbondioksit emisyonları ise 2035'te 2021'e göre yüzde 40 düşüşle 277 milyon tona iniyor.

Maliyet tarafında, 2025–2035 için bugün yapılanlara ek olarak toplam 265 milyar dolar gerekiyor; bunun yüzde 75'i binalardaki dönüşümden kaynaklanıyor. Sektörlere göre başlıca bulgular:
• Elektrik: Kömürden çıkış, rüzgâr ve güneş kurulumunun yılda yaklaşık 10 GW'a çıkması ve 2035'e kadar 9 GW batarya yatırımıyla 2036'ya kadar tamamlanabilir. Emisyonlar referans senaryoda yılda ortalama yüzde 1,2 artarken Net Sıfır senaryosunda yüzde 6,5 azalıyor; 2025'e göre azaltım 2035'te yüzde 54, 2053'te yüzde 84. Toplam maliyet 80,1 milyar dolar.
• Sanayi: 2035'e kadar yaklaşık 8,3 milyar dolar ek yatırım gerekiyor; azaltım 2035'te yüzde 22, 2053'te yüzde 44. Metalde teknoloji dönüşümü, gübrede katalitik azaltım, çimentoda klinker oranının düşürülmesi ve geri dönüştürülmüş malzeme kullanımı öne çıkıyor. Net Sıfır senaryosunda sanayinin elektrik talebi referansa göre yaklaşık yüzde 11 artıyor.
• Ulaştırma: 2035'e kadar yaklaşık 75,3 milyar dolarlık yatırım, fosil yakıttan 111,9 milyar dolar tasarruf sağlıyor; net fayda 36,5 milyar dolar. Emisyonlar 2053'te 2025'e göre yüzde 52 azalıyor.
• Binalar: 2025 sonrasında yapılan bütün binaların neredeyse sıfır enerjili olması, 2000 öncesi binaların kademeli olarak yenilenmesi ve ısınmada fosil yakıtın 2045'e kadar bırakılmasıyla emisyonlar 2045'ten itibaren sıfıra iniyor; bunun için yaklaşık 200 milyar dolar gerekiyor.
• Tarım: Emisyonlar referans senaryoda 2053'te 99 MtCO₂e'ye çıkarken Net Sıfır senaryosunda 68 MtCO₂e'ye geriliyor; biyogaz, tarım makinelerinin elektrifikasyonu ve hayvancılıkta ıslah öne çıkıyor.

Toplantıda bulguları raporun yazım ekibi sundu. Elektrik sektörünü EP-SIM modeliyle inceleyen Osman Bülent Tör, enerji varsayımlarının güncellenecek NDC için somut bir dayanak sunduğunu ve projeksiyonların siyasi karar süreçlerine de yön gösterebileceğini söyledi. Ebru Voyvoda, çimentonun 2053'e giden yolda süreç emisyonlarının en büyük kaynağı olduğuna, kimya ve diğer sanayilerde ise elektrifikasyonun artacağına dikkat çekti. Özay Uslu, elektrikli araçlara geçişin ve yük taşımacılığının karayolundan demiryoluna kaymasının hem çevresel hem ekonomik bir fırsat sunduğunu belirtti. Duygu Erten, enerji kaynaklı karbondioksit emisyonlarının yaklaşık yüzde 14'ünden sorumlu olan binaları iklim eylemi için “uyuyan bir dev” olarak nitelendirdi; bu emisyonların yaklaşık yüzde 76'sı konutlardan, yüzde 24'ü ticari ve kurumsal binalardan geliyor. İlkay Dellal ise tarımda azaltımın gıda güvencesi ve rekabet gücüyle birlikte ele alındığını; kimyasal gübrenin azaltılması, baklagillerle ekim nöbeti, daha az toprak işleme ve hayvan gübresinin biyogaz tesislerinde değerlendirilmesi gibi adımların öne çıktığını anlattı.

Rapor, ekonominin tamamını kapsayan planlı bir stratejiyle ve teknik, ekonomik olarak uygulanabilirliği kanıtlanmış önlemlerle emisyonların 2025–2035 arasında mutlak olarak azaltılabileceği sonucuna varıyor. Rapor İPM'nin yayınlar sayfasında yer alıyor: https://ipc.sabanciuniv.edu/tr/yayinlar

Yeniliklerden ilk siz haberdar olun

Yeni açılan hibe çağrıları, ilanlar ve sivil toplum gündemindeki gelişmeleri e-postanıza gönderelim.