İçeriğe geç

SHURA raporu: SKDM sektörlerinde ihracatın maliyeti karbon vergisi olmadan da faydasını aşıyor

SHURA Enerji Dönüşümü Merkezi'nin SKDM raporunu tanıtan görsel

SHURA Enerji Dönüşümü Merkezi'nin raporu, AB'nin Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması'nın demir-çelik, çimento, alüminyum ve gübre sektörlerine etkisini inceliyor ve yapısal dönüşüm öneriyor.

SHURA Enerji Dönüşümü Merkezi'nin “SKDM ve Türkiye: Sektörel Etkileşimler, Fayda ve Maliyetler” raporuna göre demir-çelik, çimento, alüminyum ve gübre sektörlerinde ihracatın toplam maliyeti, karbon fiyatlandırması olmasa bile toplam faydasından yüksek. Rapor, Avrupa Birliği'nin uyguladığı ve Türkiye'de 2026'da devreye girecek Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması'nın (SKDM) etkilerini inceliyor ve rekabet açısından önümüzdeki on yılın belirleyici olduğunu vurguluyor.

Çalışma iki senaryoyu karşılaştırıyor. “Olağan Durum” senaryosu bugünkü sanayi ve ticaret politikalarının sürdüğünü, ürünlerde katma değer ve yeşil dönüşüm açısından kayda değer bir değişiklik olmadığını varsayıyor. Bu durumda ton başına 100 avroluk sınırda karbon vergisiyle dört sektörün hem dünyaya hem AB'ye ihracatında maliyet faydayı aşıyor; maliyetin yarıdan fazlası ise karbon vergisinden değil, dış ticaret açığı ve ulaştırma gibi kalemlerden geliyor.

“Sanayi Dönüşümü” senaryosunda aynı vergiyle dünya ticaretinde sınırlı, AB ticaretinde yüksek fayda elde ediliyor. Dünya ticaretinde faydaya en çok demir-çelik, ardından alüminyum ve çimento katkı veriyor; gübrede maliyet faydayı geçiyor. AB ticaretinde bütün sektörler katkı veriyor (sıralama çimento, demir-çelik, alüminyum, gübre). İngiltere ve ABD başta olmak üzere tüm önemli ticaret ortakları karbon vergisi uygular ve fiyat ton başına 120 avroyu aşarsa ek önlem gerekecek. AB'ye ihracatta fayda ile maliyeti eşitleyen nokta ton başına 230 avro; rapor bunun yüksek görünse de rakiplerin de dönüşüme girmesiyle rekabetin artacağını belirtiyor.

SHURA Direktörü Alkım Bağ Güllü, SKDM'nin ek karbon maliyetinin yanı sıra üretim ve ihracatta çoğu zaman hesaba katılmayan maliyetleri görünür kıldığını söylüyor. Güllü'ye göre Türkiye 2035–2040 dönemine odaklanmalı ve sürece erken uyum sağlamalı; uluslararası iş birliği ve finansman fırsatları değerlendirilmeli, SKDM'den etkilenen diğer ihracatçı ülkelerle maliyetlerin adil paylaşımı için iklim diplomasisi yürütülmeli. Güllü, 2053 net sıfır hedefi açısından ekonominin tamamını kapsayan bir karbon fiyatlandırması politikasına ihtiyaç olduğunu da vurguluyor.

Rapor bu dört sektörü stratejik sayıyor: demir-çelik ve alüminyum diğer imalat sektörlerine girdi sağlıyor, çimento inşaat, gübre ise tarım üzerinden geniş dolaylı etkiler yaratıyor. Tedarik ve dağıtımda yüksek hacimli taşımaya dayandıkları için ulaştırma kaynaklı karbon yoğunlukları da yüksek. Rapordaki başlıca öneriler:
• SKDM sektörlerinin tek başına değil, bağlantılı oldukları imalat, inşaat, tarım ve lojistik gibi alanlarla birlikte ele alındığı yol haritaları hazırlanması,
• her sektörde dönüşüm ihtiyaçlarının belirlenmesi ve destek mekanizmalarının tasarlanması,
• katma değeri yüksek, karbon yoğunluğu düşük ürün ve sektörlere öncelik verilerek hidrojen ve karbon yakalama gibi pahalı yatırımlara ihtiyacın azaltılması,
• emisyon azaltımıyla eş zamanlı döngüsel ekonomi uygulamalarının yerleştirilmesi,
• karbon fiyatlandırması ve emisyon ticaret sistemine (ETS) geçilmesi, yerel karbon vergisi gelirlerinin dönüşümün finansmanında kullanılması,
• COP29'da paylaşılan Türkiye Uzun Dönem İklim Stratejisi ile Sektörel Düşük Karbonlu Yol Haritaları çerçevesindeki yatırım ve eylemlerin ele alınması.

SHURA'nın raporlarına https://shura.org.tr/raporlar/ adresinden ulaşılabiliyor.

Yeniliklerden ilk siz haberdar olun

Yeni açılan hibe çağrıları, ilanlar ve sivil toplum gündemindeki gelişmeleri e-postanıza gönderelim.