İçeriğe geç

TEMA Vakfı: Maden Kanunu teklifi zeytinlikleri, ormanları ve korunan alanları riske atıyor

Doğal alanı kazılmış bir altın madeni sahasının görünümü

TEMA Vakfı, TBMM komisyonunda 19 Haziran 2025'te görüşülecek torba teklifin “süper izin”, ÇED ve zeytinlik düzenlemeleriyle doğa korumayı zayıflatacağı uyarısında bulundu.

TEMA Vakfı, TBMM'ye sunulan “Maden Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi”nin zeytinlikleri, ormanları, tarım arazilerini ve korunan alanları madencilik ve enerji yatırımlarına açacağı uyarısında bulundu. Teklifin 19 Haziran 2025 Perşembe günü meclis komisyonunda görüşülmesi planlanıyordu. Vakıf, kamuoyunu ve karar vericileri teklife karşı durmaya, görüşlerini TBMM'ye iletmeye çağırdı.

Torba teklif yalnızca Maden Kanunu'nu değil; Çevre Kanunu, Mera Kanunu, Elektrik Piyasası Kanunu ve yenilenebilir enerji kaynaklarıyla elektrik üretimine ilişkin kanunu da değiştiriyor. Düzenleme “ekonomik istikrar”, “millî çıkar” ve “enerji bağımsızlığı” gerekçeleriyle sunuldu. TEMA Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Deniz Ataç, teklifin yatırıma kolaylık sağlarken doğa koruma politikalarını zayıflattığını ve yerel halkın söz hakkını yok saydığını söyledi.

Vakfın eleştirdiği başlıca maddeler:

• Süper izin ve özel kurul: IV. Grup madenler ile stratejik ve kritik madenlere izin vermek üzere geniş yetkili bir kurul kurulacak. Kurul, yenilenebilir enerji tesisleri için özel mülkiyetteki taşınmazlara acele kamulaştırma kararı da verebilecek.
• Ormanların denetimi: Madenciliğe açılan orman alanları Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü'ne (MAPEG) devrediliyor. Ataç, ormancılık uzmanlığı olmayan bir kurumun hem zararı hem rehabilitasyonu izlemesinin risk yarattığını, Orman Genel Müdürlüğü'nün süreç dışında bırakılmaması gerektiğini söylüyor.
• Zeytinlikler: Mevcut yasa, zeytinliklere 3 km mesafede toz ve duman çıkaran tesisleri yasaklıyor. 3213 sayılı Maden Kanunu'na eklenecek geçici maddeyle Muğla'daki zeytinlikler termik santrallere kömür sağlamak için madenciliğe açılıyor; Ataç bunun ileride tüm zeytinlikleri tehdit edeceğini belirtiyor.
• Örtülü onay: Doğal ve tarihi sit alanlarındaki başvurulara 3-4 ay içinde yanıt verilmezse izin verilmiş sayılacak; arama ruhsatı alan bir faaliyete işletme izni de verilmiş sayılacak.
• ÇED: “ÇED Olumlu” kararı beklenmeden teşvik, onay ve ruhsat süreçleri başlayabilecek; 2872 sayılı Çevre Kanunu'ndaki “ÇED Gerekli Değildir” kararı kaldırılıyor.

Vakıf, mera, toprak koruma ve çevre mevzuatındaki değişikliklerle tarım arazileri, meralar, sulak alanlar, milli parklar ve sit alanlarının da yatırım baskısı altına gireceğini; “üstün kamu yararı” tanımının daraltılması ve “eş zamanlı izin” uygulamasıyla koruma alanlarının hukuki statüsünün zayıflayacağını belirtiyor.

Uyarıların arka planında TEMA Vakfı'nın 2019'dan beri sürdürdüğü IV. Grup maden ruhsatı haritalaması var. 29 ilde yapılan çalışmaya göre bu illerin yüz ölçümünün ortalama %67'si IV. Grup madenler için ruhsatlandırılmış durumda; ruhsatlar orman alanlarını, tarım arazilerini, içme suyu havzalarını ve kültürel miras alanlarını tehdit ediyor.

Ataç, zeytinliklerin, ormanların, meraların ve su varlıklarının bir kez kaybedildiğinde geri kazanılamayacağını vurgulayarak teklifin gıda ve su güvenliğini, yerel halkı ve gelecek kuşakların yaşam hakkını da tehdit ettiğini söyledi.

Yeniliklerden ilk siz haberdar olun

Yeni açılan hibe çağrıları, ilanlar ve sivil toplum gündemindeki gelişmeleri e-postanıza gönderelim.